Bu belirtilere dikkat

Yılda 100 bin, günde 300 kişi hayatını kaybediyor.

Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Meltem Tor, ”Her yıl 2.5 milyar dolar harcanan akciğer kanserinin en önemli nedeni sigaradan yılda ülkemizde 100 bin, günde 300 kişi yaşamını yitirmektedir” dedi.

Prof. Dr. Tor, AA muhabirine yaptığı açıklamada, akciğer kanserinin, günümüzde hem erkek hem de kadınlarda en öldürücü kanser tipi olduğunu söyledi.

Bugün Türkiye’de erkeklerde en sık, kadınlarda ise dördüncü sıklıkta görülen akciğer kanserinin en önemli nedeninin sigara olduğuna dikkati çeken Tor, şöyle konuştu:

”Ülkemizde saptanan kanser hastalarının yüzde 90’ı sigara içen veya içip bırakmış kişilerdir. Akciğer kanseri maalesef kendisini çok geç dönemde fark ettirmektedir. Bazı kişilerde ise rutin check-up sırasında fark edilebilir, bu kişilerde bazen hiçbir belirti ve bulgu olmayabilir. Bazı kişilerde de aylarca süren fakat önemsenmeyen belirti ve bulgular olabilir. Birçok akciğer kanseri erken dönemde yakalanmazsa çok hızlı şekilde büyüyüp başka organlara da yayılabilir. Bu bakımdan özellikle sigara içen kişilerde bazı belirtilerin önemsenmesi ve hiç gecikmeden hekime başvurması, hayati önem taşımaktadır. Çünkü akciğer kanseri erken evrede yakalanırsa tedavi edilebilir. Olguları erken evrede yakaladığımızda, hayat kaliteleri ve yaşam sürelerini uzatan tedavi seçeneklerini sunma şansımız olur.”

-AKCİĞER KANSERİ TEDAVİ EDİLEBİLİR HASTALIKTIR-
Akciğer kanserinin tedavi edilebilir hastalık olduğunu vurgulayan Tor, şöyle devam etti:

”Erken tanı alan hastalarda cerrahi olarak hastalıklı bölgenin çıkartılması ile hastalar normal yaşamlarını sürdürebilir. Ülkemizde her yıl 150 bin kişi akciğer kanserine yakalanmaktadır. Akciğer kanserinin en önemli nedeni sigaradır. Tedavisi için her yıl 2.5 milyar dolar harcanan bu hastalıktan ülkemizde yılda 100 bin, günde 300 kişi yaşamını yitirmektedir. Bu hastalardan yüzde 90’nın da sigara içicisi olduğu düşünülürse sigarasız bir dünyanın ne kadar hayat kurtaracağını tahmin etmek zor değildir.”

-HASTALIK BELİRTİLERİ-
Prof. Dr. Tor, özellikle sigara içenlerde 2-3 haftayı geçen öksürük, uzun zaman var olan öksürüğün daha da kötüleşmesi, sık tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, kan tükürme, açıklanamayan nefessizlik hissi veya nefes darlığı, halsizlik, yorgunluk, kilo kaybı, geçmeyen göğüs veya omuz ağrısı olması durumunda, vakit geçirmeden göğüs hastalıkları uzmanına başvurmaları gerektiğini kaydetti.

Düzenliyen: Fatma

Beren Saat

Etiler’de görüntülenen Beren Saat, Kıvanç Tatlıtuğ’u aradı ve…

Kıvanç Tatlıtuğ, 27. yaşını Etiler’de bir barda kutladı. Parti çıkışı gazetecileri gören Beren Saat, Kıvanç’a telefon etti: “Canım, gazeteciler burada dikkatli olun!” Beren Saat ve Kıvanç Tatlıtuğ, Geçtiğimiz hafta bir araya geldikleri senarist Ece Yörenç’in doğum günü partisinde oldukça samimi görüntüler sergilemiş ve yeni bir aşkın müjdesini verdikleri iddia edilmişti. Ancak bu buluşmadan kısa bir süre sonra Beren Saat yönetmen sevgilisi Levent Semerci’yle mutlu olduğunu açıklamıştı.

Düzenliyen: Ramiz

nargile

Bir an önce yasak kapsamına alınmalı, o da çok tehlikeli.

Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erol Sezer, gençlerin uğrak mekanlarında ve nargile kafelerde son dönemlerde sunulan ”bitkisel nargilenin”, insan sağlığı açısından en az sigara ve diğer tütünlü nargile kadar tehlikeli olduğunu bildirdi.

Sigara ve diğer bağımlılık yapıcı maddelerin zararları konusunda çeşitli araştırmaları bulunan CÜ Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’ne bağlı Sigara ve Nikotin Bağımlılığı Tedavi Merkezi’nin sorumlusu olan Prof. Dr. Erol Sezer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’de sigara, tütün ve tütün ürünlerinin kullanımının azaltılması konusunda önemli mesafeler alındığını ifade etti.

Kapalı alanlarda sigara yasağının uygulanmasının önemine dikkati çeken Prof. Dr. Sezer, ”Biz sigarayla bu kadar etkili mücadele ederken, gençler bir konuda hazırlıksız yakalandılar, nargile salgını ortaya çıktı” dedi.

Özellikle kafelerde gençlerin nargile kullanımına alıştığını ifade eden Prof. Dr. Sezer, ”Şunu belirtmek gerekir, nargile kullanımı en az sigara kullanımı kadar zararlı, öldürücü hastalıklara neden olan, bağımlılık yapıcı bir nesne. Nargileden uzak durmak gerekir. Gençlerin bu konuda farkındalık kazanmasına katkı sağlayacak programlara önemli öncelik vermeliyiz. Çünkü gençlerimizin bu işe hızla katıldığını görüyoruz, bu konuda önemli bir tehlike var” diye konuştu.

-BİTKİSEL NARGİLE TEHLİKESİ-

Kanunla kapalı yerlerde, kahvelerde, kafeteryalarda da sigara içiminin yasak olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sezer, şunları kaydetti:

”Bu yasağı etkisiz kılabilmek için şimdi içinde tütün ürünü olmayan, bitkisel nargile adı altında bir yeni nargile tipi çıktı. Bitkisel nargilede de zehirle maddeler çok yüksek karışımlarda bulunuyor, çünkü bitkisel nargilede de yanan kısım içinde bitki özlerine, şeker melasınlı gliserine ve onları yanmayı sağlayan üstteki kömürü ve kömür dumanını içeriyor.

Kömür dumanı zehirli maddelerden çok zengin, kanser yapıcı zehirli maddelerden zengin, karbonmonoksitten zengin ve solunum yollarını bozucu zehirli maddelerden zengin. Gliserin çözüldüğü zaman çok önemli zehirli maddelere yol açıyor, tütün melası çözüldüğü zaman, yani ısıyla değişime uğradığı zaman, fermantasyon ürünleri ortaya çıktığı zaman önemli zehirlere yol açıyor. Öyleyse bu maddelerin hepsi bitkisel nargilede var, bitkisel nargileyi önemli bir zararlı gibi düşünmek gerekir.”

-”BİTKİSEL NARGİLE DE YASAK KAPSAMINA ALINMALI”-

Prof. Dr. Erol Sezer, ”Bitkisel nargile şu anda yasak kapsamında değil ama zararı nedeniyle bir an önce, önce yerel düzenlemelerle, daha sonra bir büyük düzenlemeyle kapsam içine alınması gerektiğini düşünüyorum, yani gençlerimizi bitkisel nargileden de korumalıyız” dedi.

Bitkisel nargilenin kullanıldığı ortamın diğer nargilenin kullanılmasına da çok uygun bir zemin sağladığını anlatan Sezer, ”Her iki nargilede de bulunan ve sigaraya başlamayı kolaylaştırıcı bir madde var, aset aldehit denen bir madde. Aset aldehit, alkolün hoşa gidici etkisinden de sorumlu olan bir madde, bitkisel nargilede de, diğer nargilede de etkisi en iyi düzeyde olacak şekilde ayarlanmış durumda bulunuyor, yani nargile aset aldehit maddesi nedeniyle de bağımlılık yapıcı özelliği çok kuvvetlendiriyor” diye konuştu.

Tüm dünyada başlayan ”bitkisel nargile salgınının” gençleri etkilediğini belirten Sezer, gençlerin zararsız olduğunu düşündüğü bu bitkisel nargilenin çok zararlı olduğunu vurguladı. Bitkisel nargilenin farklı ürün özelliklerinin olduğunu anlatan Sezer, tadı, kokusu ve içindeki pekiştirici maddelerle bitkisel nargilenin de bağımlılık yaptığını kaydetti.

Nargilenin, gençlerin sigaraya alıştırılmasında da rol oynadığını, sunulduğu ortam nedeniyle gençlerin nargile ve sigarayı bir arada içebildiğini belirten Sezer, bu bitkisel salgınının, sigara ve tütün sektörünü yeniden canlandırmak amacını taşıdığını ifade ederek, ”Nargilenin, aynı sigara içimi gibi hiç olumlu bir yanı yok. Bütün zehirli maddelerden çok zengin. Nargile, kanser yapıcı, hastalık yapıcı maddelerden çok zengin bir karışım” dedi.

Bir nargilenin içiminin 50-60 dakikada sürdüğünü ifade eden Sezer, bir sigaradan çekilen zehrin, karbonmonoksitin çok daha fazlasının nargile içimi sırasında solunduğunu söyledi.

Bitkisel nargilenin sağlığa zararsız gibi tanıtıldığını ve sunulduğunu anlatan Sezer, gençlerin böylelikle yanıltıldığını belirterek, bitkisel nargilenin içimine de kapalı alanlarda izin verilmemesi gerektiğini savundu.

Düzenliyen: Kemal

Rene Brienen

Michelin yıldızlı Rene Brienen, Türk şarabına hayran, öyle ki yabancı medya mensuplarını tadım için Türkiye’ye getirdi

Hollanda’nın en başarılı, restoran dünyasının Oscar’ı olarak da bilinen “Michelin yıldızlı” aşçılarından Rene Brienen, Kavaklıdere Şarapları’nın davetlisi olarak, firmanın Kapadokya’da bulunan fabrikasını ziyaret etti.

Daha önce ilke kez Antalya’da şef olarak katıldığı bir organizasyonda Türk şarabı ile tanışan ve “hayran’ olan şef Brienen, daha sonra Kavaklıdere Şarapları’nı, Hollanda’da Michelin yıldızlı restoranında misafirlerine satmaya başladı.

Brienen bu kez de, Kavaklıdere Şarapları’nın davetlisi olarak, şarapları bizzat yerinde görmek üzere, firmanın Kapadokya’daki fabrikasını ziyaret etti. Brienen’e Kapadokya gezisinde, şarap uzmanı eşi Marja Brienen, yine restoran sahibi Ilona Grothausen, yatırımcı Piet van Benschop, Hollanda “L1” televizyonunun Genel Yayın Yönetmeni Leo Hauben ve gurme Frank Nelissen de eşlik etti.

Kapadokya’daki turistik gezilerinin ardından, fabrikaya gelen Brienen ve ekibi burada Kavaklıdere Şarapları Murahhas Azası Ali Başman ile birlikte şarapları tattı. ANKA’ya değerlendirmelerde bulunan ünlü şef Brienen, Antalya’da Türk şarabını ilk kez tattığında çok heyecanlandığını ifade ederek, daha sonra bu heyecanı, Hollanda’daki restoranında misafirlerine de yaşatmak istediğini belitti.

Restorana gelen konuklar tarafından da şarapların çok beğenildiğini söyleyen şef Brienen, “Tanım olarak bizim kafamızda bir tat paleti vardır; Fransız şarabı, İtalyan şarabı gibi. Türk şaraplarını ise direk olarak bir yere koyamıyorsunuz, kafanızı allak bullak ediyor, bu çok heyecan verici” diye konuştu. Misafirlerin şarapların ismini sadece ismini okumakta zorlandığını ve bunun bir dezavantaj olduğunu belirten şef Brienen, Kapadokya’dan da çok etkilendiklerini sözlerine ekledi.

BAŞMAN: TÜRK ŞARABINI TANIYAN HAYRAN OLUYOR
Kavaklıdere Şarapları Murahhas Azası Ali Başman da yaptığı açıklamada, Kavaklıdere Şarapları’nın bağ yatırımları ve şaraplarıyla sektörde öncülüğünü sürdürmeye devam ettiğini ancak, Türk şaraplarını ve Türkiye’de şarap üretildiğini dünyanın çok fazla bilmediğini kaydetti. Türk şaraplarının Avrupa’da genelde etnik marketlerde olduğunu belirten Başman, “Dünyada kendimizi çok fazla tanıtamamışız ama tanışan da hayran oluyor” diye konuştu. Dünyaca ünlü şefleri davet etmeye devam edeceklerini, bu şekilde ürüne karşı güvenin oldukça artacağını söyleyen Başman, “Böylelikle bağdan-şaraba kadar tüm kalite çalışmalarını görmüş oluyorlar. Hollanda, İngiltere gibi ülkeler üretici olmadıkları için şarapta objektif olabiliyorlar. Bu nedenle bu tip ülkeler üzerine atak yapmak daha doğru. Kendi üzümlerimizin sadece bizde olması çok büyük avantaj, bunu çok iyi kullanmamız gerek” dedi.

Düzenliyen: Leyla

Kebap

Fiyat 6 TL’ye çıkınca lokantalar bedava dönemini sona erdirmeye başladı. Menemene zam geldi

Üretim alanında yaşanan doğa sorunları, ekim alanlarında daralma ve ihracat dolayısıyla son aylarda fiyatı artan ve eylül ayının zam şampiyonu olan domates, lokantacıların menü fiyatlarında değişikliğe gitmesine neden oldu.

Domates eylül ayında yüzde 57,16 ile fiyatı en çok artan ürün oldu. Domatesteki fiyat artışında, üretim alanında yaşanan doğa sorunları, domates güvesinin görülmesi, ekim alanlarındaki daralmanın yanı sıra ihracatın etkili olduğu belirtildi.

Domatesin kilosunun 6 liraya yükselmesinin ardından Adana kebabının yanında ücretsiz olarak verilen salatanın fiyatı bazı lokantalarda 1 liraya çıkarıldı.

Hafta sonu kahvaltılarının vazgeçilmezleri arasında yer alan menemenin daha önce 5 lira olan fiyatına da yüzde 20 oranında zam yapıldı. Bazı lokantalarda menemen 6 liradan satılmaya başlandı.

Bu arada, börekçilerde ise menüde ücretsiz yer alan domates söğüşte kaldırıldı.

Adana’daki Uğur Lokantası sahibi Yılmaz Keklikçi, muhabirine yaptığı açıklamada, domates fiyatının artmasının ardından ister istemez menülerinde düzenlemeler yapmak durumunda kaldıklarını ifade etti.

Bugüne kadar Adana kebabının yanında müşteri istemeden götürdükleri domates salatasını artık ücretli vermeye başladıklarını belirten Keklikçi, müşterilere domates salatası isteyip istemediklerini sorduklarını ifade etti.

Keklikçi, yaptıkları düzenlemenin ardından, 7 liradan sattığımız kebabın fiyatına 1 lira domates salatası fiyatı da eklediklerini belirtti.

Yılmaz Keklikçi, hafta sonu kahvaltılarının vazgeçilmezleri arasında yer alan menemenin fiyatını da domates fiyatı yükselince yüzde 20 oranında artırarak 5 liradan 6 liraya çıkartmak durumunda kaldıklarını bildirdi.

Düzenliyen: Ali